Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- Şimdilerde paratoner Suriye’dir. Üstelik Suriye halkları zerre dert edilmeden. Sırf İsrail’e hayat öpücüğü vermek için yapılıyor her şey.
Ve buna kah insan hakları deniyor, kah diplomasi. Ekselansları öyle buyurmuş zira.
Oysa diplomasi basit bir kurgu değil, şüphesiz ve yalın bir gerçekliktir. Üstelik herkesin değil, devlet adamlarının harcıdır!
Hatırlarsınız: Bir kaç gün önce Burucerdi’nin “İranlı yetkililer, Türkiye'nin ev sahipliğiyle ilgilenmiyor” açıklaması üzerine Başbakan Erdoğan sert tepki gösterip açıklamaların diplomasi dili olmadığını iddia etmiş ve eklemişti: “Bu diplomasinin dili değildir, başka bir şeyin dilidir. O da bana yakışmaz!”
Şimdi sormak lazım Sayın Erdoğan’a:
Oraya buraya üçüncü sınıf Yeşilçam dublörleri gibi 3-5 gün efelenip ağzının payını alıp gitmek midir hükümetinize yakışan.
Bıkmadan usanmadan ayar yemek, kulislerde azar işitmek midir? Obama’dan çaycı muamelesi görmek midir Sayın Dışişleri Bakanınıza yakışan?
Bir dönüp son iki senenize bakın da öyle konuşun. Tek tutarlılığı Amerikan ve İsrail yalakalığı olan hükümetinize rağmen diplomasi dilinden söz etmenizi eminim siz de oldukça komik bulacaksınız?
Bezirgan kesilip memleketi ona buna peşkeş çekmek nicedir diplomasi oldu? Kürecik’i kaşla göz arasında verirken, “ama istersek kullanmamalarını talep edebiliriz” diye açıklama yapmak, ardından tatbikatı izlemek midir diplomasi?
Libya’da ne işimiz var dedikten bir kaç ay sonra, Fransızlarla kimin uçağı önce inecek yarışına tutuşup, kös kös oturmak mıdır diplomasi?
Yoksa halen kan gölü olan Irak’ta yetim kalan 4 milyon çocuğun, hunharca katledilen 1 buçuk milyon insanın kanlarına ortak olmak için, mecliste sabahlara kadar mesai yapmak mıdır?
Yapmayın. İnsaf!
Lübnan İsrail tarafından yerle bir edilirken ağızını açmamak diplomasi midir?
Filistin’in şehir merkezi 5 günde bir bombalanırken, timsah gözyaşları döküp, İsrail’e “ama lütfen böyle yapmayın” dedikten sonra, onu korumak için İran'a karşı kurulan üsler midir yoksa diplomasi?
Devlet adamlığı bu mudur?
Daha düne kadar kardeşim kardeşim diye Esed’e seğirtirken, tatil planları yapıp teknelerde kucaklaştığın adamı 3 dirheme satıp babasının faturasını ödetmek neyin nesidir Sayın Başbakan?
Ya da Obama’nın postacısı olup İran’a Amerika’nın emirlerini(!) götürürken, lobide 24 saat beklemek midir diplomasi?
Bu mudur sizin devlet adamlığı anlayışınız?
Katar, Bahreyn ve Arabistan gibi İsviçre’den sonraki en demokratik ülkelerle(!) el ele verip çapulcu muhalifleri silahlandırmak mıdır?
Sözde muhalifleri temsilen, Müslüman Kardeşler adına toplantılara öncülük etmek midir devlet adamlığı? Çapulcuların sözcüsü olmak mıdır?
Biraz tarih kurcalasanız 100 yıl öncesinden 10 yıl öncesine kadar bu topraklarda aynı entrikaların, aynı dolapların çevrildiğini, taşeronların ise anca anca yüzlerinin karasıyla kaldıklarını göreceksiniz.
Ama AB/D, İsrail hayranlığı kabinenizin başını döndürmüş bir kere.
Öyle değil mi Sayın Erdoğan?
Diplomasi, Kaddafi insanlık dışı bir muameleyle linç edilirken ağzını açmamak mıdır? Libyalı ayyaş, çakal sürüsü paralı katilleri Antalya’da, İstanbul’da 5 yıldızlı otellerde, yoksul halkın parasıyla kahraman gibi ağırlamak, Suriye’ye sürmek için dolduruşa getirmek diplomasi midir?
Sahi ya neymiş bu size yakışmayan?
Siz el Cezire kanalından haber geçen TRT’yi izlemeye devam edin. Yandaş gazetenin kadrosunu kaşla göz arasında taşıdığınız TRT’de, biz manipülasyon haberler yapıyoruz, artık vicdanımız el vermiyor deyip istifa eden el Cezire’nin çalışanları kadar şerefli bir tane eleman yok.
TRT’ye bile hakim olamayanların akıbeti BOP’a mahkum olmaktır ve siz buna diplomasi diyorsunuz, öyle mi?
Yakında muhalifler şehir göbeğinde, Şam’da Humus’ta bombalar patlatıp 40 tane daha eğitimci öldürebilir. Size yine Esed katliam yapıyor diye haber okuyacaksınız.
Ama hamamda türkü söyler gibi; siz okuyup siz dinleyeceksiniz!
Ve buna diplomasi diyeceksiniz.
Sizin ev sahipliğinizle ilgilenmeyenlere de efelenip ekleyeceksiniz: “Bu diplomasinin dili değildir, başka bir şeyin dilidir. O da bana yakışmaz!”
Mehmet Yavuz